Hollanda Amsterdam

Tem
06

Hollanda Amsterdam

27 Ocak 2013-3 Şubat 2013 tarihleri arasında eşim ile birlikte gittiğim Paris, Amsterdam, Anwerpen (Anvers), Gent ve Brüksel seyahatim ile ilgili seyahat hazırlıklarımı, yaptığım harcamaların detaylarını, gezdiğim yerlerle ilgili bilgileri içeren gezi notlarımı sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

 

27 01 2013 (Pazar) tarihinde saat sabah 8:10 Pegasus uçağıyla Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıkarak  1 hafta sürecek yolculuğumuza başladık. İstanbul sabiha Gökçen Havalimanında aktarma yaparak, sınır işlemlerimizi de tamamlayıp  İstanbul Brüksel uçuşumuza 10:30 da başladık. Yaklaşık uçuş 3,5 saat sürüyor.. Brüksel Uluslararası havalimanına yerel saat ile 13:05 de inmemizle başlamıştı.

27.01.2013-30.01.2013 tarihleri arasında Paris’te kaldık. Parise ait gezi notlarıma Fransa – Paris sayfasından ulaşabilirsiniz.

30.01.2013 tarihinde saat 15:25’de Paris Nord tren istasyonundan kalkan 9357 nolu hızlı trenimiz  saat 18:40’da   Amsterdam tren istasyonuna (Amsterdam Centrale) vardı.  Hedefimiz Çarşamba günü yani geldiğimiz günün akşamında otele yerleşmenin ardından Dam meydanı ve diğer yerleri keşfe çıkmak, ertesi günde ise  Amsterdam kanalları ve diğer görmeyi planladığımız yerleri ziyaret etmekti..

İlk olarak otele doğru gidip eşyalarımızı bıraktık. Daha sonra otelden harita da alıp Dam meydanına doğru yürüyüşümüze başladık.

Akşam otelden çıktıktan sonra Dam meydanını, burada bulunan Royal Place ve New Kirk kilisesini, Kalverstraat alışveriş caddesini, Muntplein meydanını ve kulesini, Bloumenmarkt olarak bilinen çiçek pazarını, spui meydanını gezdik.. Çiçek pazarı kapalıydı.. Ertesi güne hazırlık olması açısından yerini görmüş olduk..Tabii ki  buralara ulaşmak içinde kanalların üzerinden geçtik.. Saat 22:00 ye doğru otelimize geri döndük..

31.01.2013 tarihinde oteldeki sabah kahvaltısından sonra Dam meydanına doğru yürümeye başladık..

Amsterdam da gece dolaşırken hava kapalı ancak yağışlı değildi. Sabah Dam meydanına ulaştığımızda önce hafif yağmurla başlayan yağış daha sonra kuvvetlenerek devam etti. Yağmurda şemsiye açsanız da esen rüzgar sebebiyle pek de ise yaramıyor.  Bu sebeple yanınıza ıslanmayacak tarzda kıyafetlerle bu şehri gezmenizi tavsiye ediyorum.  Ben palto dışında pantalon olarak da kayak pantalonu giymem sebebiyle aşırı yağıştan pek etkilenmediğimi söyleyebilirim. Tabii ki paltonun üzerine naylon yağmurluğu giymeminde kuru kalmamda ciddi etkisi olmuştur.. 🙂 Tabii biz bu kadar önlemle dolaşırken amsterdam da yaşayanların şemsiye, şapka vb olmadan rahat rahat o yağmur altında yürümeleri, bisiklete binmeleri de bana oldukça ilginç geldi..

Ortaçağdan kalma yapıları barındıran Dam Meydanı Amsterdam denilince ilk akla gelen yeri konumundadır.  Merkez tren istasyonundan yürüyerek 5-10 dakika içinde ulaşabilirsiniz. mağazalarıyla ünlü Kalverstraat Dam meydanından başlar ve yukarı doğru devam eder.

Dam meydanında ilk olarak belediye sarayı olarak Koninklijk Paleis ilgimizi çekti. Bu yer aslında Hollanda kraliyet üyeleri tarafından resmi törenler sırasında kullandıkları bir saraydır. 1648 yılında sarayın  yapımına başlanmış. İçini görme fırsatımız olmadı. ancak fotoğraflarına baktığımda içinin oldukça güzel olduğunu gördüm.

CIMG0989 (704 x 528)

Belediye sarayının yanında Nieuwe  Kerk Kilisesi bulunuyor. Bu kilise 14. yüzyıldan kalmadır. İlk yapım yılının 1350-80 olduğuna dair bilgiler mevcut.   Kilise defalarca yangına maruz kalmış, onarım görmüş. Bugünkü haline 1650 yılında ulaşmış. Son büyük restorasyonu 1959 yılında başlamış ve 1979 yılına kadar sürmüş.  1814 yılından buyana tüm Hollanda hükümdarları bu kilisede taç giymiş. Bugün artık bir kültür merkezi olarak kullanılıyor.

CIMG0986 (704 x 528)

 

CIMG0996 (704 x 528)

 

arkamızda ise yolun karşı tarafında 2. Dünya Savaşında ölen Hollandalılara  adanmış bir heykel bulunmaktadır.

CIMG1079 (704 x 528)

Yine meydana gelip karşımıza  Koninklijk Paleis i aldığımızda solumuzda kalan Madam Tussauds Scenerama balmumu müzesidir.  Biz balmumu heykelleri görmek yerine kısa Amsterdam gezimizde daha çok yer görmek amacıyla, zamandan tasarruf edelim diye  müzeyi gezmedik.  İlgilenenler müzeyi gezebilirler.

CIMG0984 (704 x 528)

 

Amsterdam dan ayrılacağımız günün sabahında (1 Şubat 2013) Dam meydanını tekrar ziyaret ettiğimizde bu sefer yağış yoktu..  Koninklijk Paleis, Nieuwe  Kerk Kilisesi ve Madam Tussauds Scenerama Balmumu Müzesi önündeki fotoğraflarımız..

CIMG1075 (704 x 528)

 

 

 

CIMG1077 (704 x 528)

 

Dam meydanından Amsterdam Centrale Tren istasyonuna doğru giden cadde..

CIMG1078 (704 x 528)

Dm meydanından her yöne doğru gidebilirsiniz. Biz  bir önceki gün Kalverstraat caddesini görmemiz sebebiyle Koninklijk Paleis ve Nieuwe  Kerk Kilisesinin arasında sola dönerek yürüyüşümüze başladık.

İlk olarak hemen karşımıza Magna Plaza adlı bina çıktı.  Bu yerde bulunan bir önceki binada 1748 yılından buyana bir postane bulunuyormuş. Bugünkü bina ise 1899 yılında yapılmış. Binada 1990 yılndan buyana isminide aldığı Magna Plaza ası altında bir alışveriş merkezi bulunuyor.

CIMG1001 (704 x 528)

singel caddesinden yürüyüşümüze devam ettiğimizde karşımıza Amsterdam Historic Museum çıktı. Bu müze  1975 yılından buyana müze olarak işlev görmekteymiş.  Öncesinde ise binanın tarihi, 1578 yılında manastır olarak hizmet vermesine kadar ulaşmaktaymış. Amstedam da zamanınız varsa ve müze gezmekten de hoşlanıyorsanız bu müzeyi ziyaret edip Amsterdam’ ın tarihiyle ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

Amsterdamda yolunuzu harita ile bulabileceğiniz gibi köşe başlarına, meydanlara konan işaretlerle de  yönünüzü bulabilirsiniz. Bu işaretlerde gitmek istediğiniz yöne ne kadar yürüyerek ulaşacağınız bilgisi yer alıyor.  Siz yine de haritasız dolaşmayın derim. 🙂

CIMG1009 (704 x 528)

 

Amsterdam’a bisikletler şehri de denilebilir. Her taraf ya park etmiş yada bir kişinin bindiği, bizdeki araç trafiği gibi bisikletlere ait bir trafiğin bulunduğu, ayrı bisiklet yollarının, bisikletler için ayrı trafik işaretlerinin bulunduğu bir şehir amsterdam.

CIMG1002 (704 x 528)

 

Yolumuz üzerindeki spui meydanını geçtikten sonra Kalversraat caddesine dönerek caddenin bitim yeri olan Munttoren kulesine ulaştık. Munttoren kulesi aslında darphane kulesiymiş. Saat kulesi adını 1673 deki Fransız işgali sırasında darphanenin geçici olarak buraya taşınması sebebiyle darphane kulesi adını almış.

CIMG1021 (704 x 528)

 

Buradan çıkınca hemen yanda çiçek pazarı yani Bloenmenmarkt yer almakta. Burada çeşit çeşit laleleri görebilirsiniz. Yıllar önce ülkemizden getirdikleri laleleri Hollanda lalesi olarak turistlere  sunuyorlar.. Biz değerini pek bilememişiz, ancak değerlerimizi başka ülkelerin sahip çıkmasını, benimsemesinin tipik bir örneği bu yerde karşımızda duruyordu..

Tabii buranın ilginç bir özelliği de çiçek satılan yerlerin yüzen dubalar üzerinde yer almaları..

CIMG1025 (704 x 528)

 

CIMG1028 (704 x 528)

CIMG1027 (704 x 528)

 

Buradan çıktıktan sonra hedefimiz Rijksmuseum, Vag Gogh müzesinin de bulunduğu Müzeler meydanı olarak geçen Museumplein.  Bu meydanda modern ve çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği 1938 de ulusal modern sanatlar müzesine dönüştürülen Stedelijk Museum, 1885 yılında açılan ve Hollanda ulusal sanat koleksiyonunu barındıran Rijksmuseum, 1999 yılında açılan Vag Gogh müzesi bulunmaktadır. Bu bölgeye geldiğinizde meydanın hemen girişinde Müze biletlerini alabileceğini, danışma olarak da yararlanabileceğiniz bir müze satış yeri bulunmaktadır. Ayrıca bu meydanda Rijksmuseum un hemen önünde fotoğraf çektirebileceğiniz I am amstedam yazısı da bulunmaktadır.

CIMG1050 (704 x 528)

Rijksmuseum açık ancak onarımdaydı. Ayrıca bölgeye giden yolda da yapım çalışmaları vardı. Eşimin görmeyi istediği Vag Gogh müzesi ise başka bir yere taşınmıştı.

CIMG1044 (704 x 528)

Üstteki fotoğrafta Rijksmuseum, altteki fotoğrafta ise kapalı olan Vag Gogh Müzesi görülüyor.

CIMG1058 (704 x 528)

 

Bu kadar gelmişken Hermitage Müzesine taşınan Vag Gogh müzesine gidelim diyerek tekrar yürümeye başladık.

CIMG1064 (704 x 528)

 

Hermitage Müzesi Mayıs ayına kadar Vag Gogh müzesine ev sahipliği yapacak gibi görünüyor.

IMG_6803 (600 x 400)

 

Hermitage Müzesi evlerin solunda görülmektedir.

 

IMG_6787 (600 x 400)

Eşimi müzeye bıraktıktan sonra müzenin hemen yakınında bulunan Waterlooplein meydanındaki Muziektheater, yanındaki Mozes en Aöronkerk kilisesini ve buraya ulaşımımı sağlayan açılıp kapanır köprüyü fotoğrafladım. Hatta nehirde seyreden bir yakıt mavnasının köprünün olduğu bölgeden geçişine tanık oldum.

IMG_6795 (600 x 400)

IMG_6820 (600 x 400)

Waterlooplein meydanı 1882 de Yahudi mahallesinin ortasına bir pazaryeri açılması amacıyla kanalın doldurulmasıyla oluşturulmuş bir meydanmış.

IMG_6835 (600 x 400)

IMG_6852 (600 x 400)

Daha sonra yürüyerek Nieuwmarkt bölgesine gittik. Amsterdam çin mahallesi de bu bölgede yer almaktadır. 17-18. yy dan kalma sivri çatılı evler bulunmaktadır.  kuleleriyle dikkatimizi çeken Waag adlı binayı gördük. Meydanda ortaçağdan kalma bir şato görünümündedir.  Bina 1488 yılında inşa edilmiş. İlk yapıldığında idamlar burada düzenlenirmiş. Sonra tartı evi, müze, itfaiye istasyonu olarak da kullanılan bina şu an restoran olarak kullanılmaktadır.

CIMG1069 (704 x 528)

Oradan yürüyerek Oude Kerk Kilisesi ve civarını gezdik. Oude Kerk Kilisesi Gotik tarzda inşa edilmiş bir kilisedir. 14. yüzyıldan kalmadır. İçinde 1724 yılına ait 4000 borudan oluşan, 8 körüklü büyük bir org bulunmaktadır.

IMG_6970

Kibar bir deyişle vitrin dansçılığının ön planda olduğu (!) Red Light denilen  Kırmızı Fener Bölgesinin bir kısmını da kiliseye ulaşırken görmüş olduk.

IMG_6974

Dam meydanından sahile yani tren garına doğru yürürken büyük bir saat kulesi görülüyor.  Meydan Beursplain olarak geçiyor.

IMG_6965 (600 x 400)

 

IMG_6943 (600 x 400)

 

IMG_6963 (600 x 400)

 

Tren garına yaklaşınca sağ tarafta gezi teknelerinin kalktığı alana ulaşıyorsunuz.

IMG_6979

Damrak caddesi üzerindeki bu yapıları da fotoğrafladıktan sonra  Tren garına doğru yürüyüşümüzü tamamlayıp biraz daha kanallar bölgesinde dolaşıp saat 21:00 civarında otelimize geri döndük.

Çin mahallesinden bir fotoğraf..

IMG_6911

Ertesi gün yani 1 Şubat 2013 tarihinde sabah kahvaltısından sonra otelden eşyalarımızla ayrıldık. Sabah kanal boyunca yürüyerek Anne Franks House isimli müzenin  önüne geldik.

IMG_7024

2 Dünya savaşı sırasında Yahudi oldukları için Nazilerden saklanmak amacıyla 2 yıl boyunca yaşadıkları evin müze haline getirilmiş halidir. Anne Frank 1942 yılının Temmuz ayında (13 yaşında) günlüğünü tutmaya başlıyor. Ölüm korkusu yaşayan bir çocuğun anıları bu günlükte yer almaktadır. Anne Frank, gerçek adıyla Anneliese Marie Frank (12 Haziran 1929 – 1945), Almanya’daki Yahudi Soykırımının simge isimlerindendir. Ailesiyle birlikte yahudi olarak işaretlendikten sonra Anne Frank, 14 yaşındayken babası Otto Frank’ın Prinsengracht’taki ofis binasının arkasında bulunan gizli bölmede saklanmaya başlar. Burada bir hapis hayatı yaşarlar ve ailelerin dış dünyayla bağlantısını, ihtiyaçlarını babasının sekreteri Miep Gies sağlar. On üçüncü yaş gününde kendisine hediye edilen bir günlüğe saklandıkları iki yıl boyunca yaşanan olayları günü gününe yazmıştır. İki yıl sonra saklandıkları yer polis tarafından basılır. Anne Frank ailesi ve diğer aile trenle Polonya’daki Auschwitz toplama kampına gönderilir. Bir süre sonra Anne Frank ve diğer ailenin üyeleri farklı toplama kamplarında ölürler. Aynı yılın sonbaharında Anne Frank ve ablası Margot Bergen-Belsen kampına gönderilirler. Margot ve Anne tifodan ölür. Auschwitz’de kalan baba Otto Frank, Kızıl Ordu’nun gelmesiyle kamptan kurtulur. Baba Frank’ın elinde, eski sekreteri Miep’in kendisine ulaştırdığı Anne’nin günlüğü vardır ve bu günlüğü defalarca okur. Sonra bir kopyasını profesör bir arkadaşına gönderir. Yakın çevresinin baskısıyla da günlüğünü yayımlamaya karar verir. İlk olarak 150 bin adet basılır. Bu baskıyı daha bir çok baskı takip eder. 60 dile çevrilmiş ve en çok satanlar listesine girmiştir.

Anne Frank House den sonra Dam Meydanına ulaştık.Bu sefer hava yağışsızdı.  Dam maydanın fotoğraf çektirdikten sonra Amsterdam Historical Museum un yanındaki Begijnhof a uğradık.

Begijnhof 1346 yılında manastır yeminleri olmadan rahibe olarak yaşayan katolik kardeşler birliği olan Begijntjes için ibadethane amaçlı oluşturulmuş ilginç bir yedir.  Bu rahibeler barınma karşılığında yoksulları eğitme ve hastalara bakma işini üstlenmişler. Bu yere Kalwerstraat caddesinden Amsterdam Historical Museum un girişinden sonra gelen 2. sağ sokaktan (Rozenboom street) girerek ulaşabilirsiniz. Başta kemerli bir girişten girerek evlerin ortasındaki meydana ulaşıyorsunuz. Meydandan girince sağ tarafa sadece ev sakinlerinin geçebileceğini belirten bir işaret-bariyerle yürüyüş yolu bölünmüş. Hemen solda ise eski bir kilise yer alıyor. Engelse Kerk isimli bu kilise 1419 yılında inşa edilmiş.  Hemen karşısında 1680 lerden kalma bir şapel bulunmaktadır.  Kilisenin solunda ise 34 nolu Amsterdamın en eski evi olan, 1420 yılından kalma Het Houten Huis bulunmaktadır. Bu ev dışındaki diğer evler 16. yy dan sonra inşa edilmiştir.

Begijnhof un girişi

IMG_7089 (400 x 600)

 

IMG_7092 (600 x 400)

1419 yılında inşa edilmiş Engelse Kerk isimli kilisenin fotoğrafı:

IMG_7108 (400 x 600)

Begijnhof içindeki meydan:

IMG_7098 (600 x 400)

Fotoğrafta yer alan koyu renkli olan ev Amsterdamın en eski evi olan, 1420 yılından kalma Het Houten Huisin. Fotoğraf bu evin bulunduğu küçük meydanın fotoğrafı. Solda  Engelse Kerk kilisesinin girişi görünüyor.

IMG_7096 (600 x 400)

Burayı da fotoğrafladıktan, evleri ve tarihi kiliseyi inceleyip ünlü eski evi de gördükten sonra yürüyerek dam meydanı geçip Damrak caddesinden  tren garına ulaştık.

Tren garının otobüs durakları kısmının hemen karşısında yer alan Saint Nicholas kilisesinin yanından karşıya geçip sağa doğru Rrins Hendrikkade caddesinde Deniz müzesine doğru yürüdük. Bu arada solumuzda kıyıya bağlı tekne evleri de bir kez daha görmüş oluk.

Saint Nicholas kilisesi

IMG_7443 (600 x 400)

 

Bisiklet yolunun kenarında sahil boyunca yürüdükten sonra Hollanda Scheepvaartmuseum yani Hollanda Ulusal Denizcilik Müzesine ulaştık. Buradaki bina 1656 yılından kalama taş binadır. Binanın dışında iskeleye bağlı Hollandanın denizaşırı seyahatlerde kullandığı, Doğu Hindistan Kumpanyasının (VOC) 3 direkli Amsterdam gemisi bulunmaktadır.

Hollanda Ulusal Denizcilik Müzesi (Scheepvaart Museum):

IMG_7247 (600 x 400)

Müzenin önünde demirli olan Amsterdam Gemisi:

IMG_7255 (600 x 400)

Müzeyi gezecek kadar zamanımız olmadığından gemiyi fotoğraflayıp tren istasyonuna doğru geri döndük.

Amsterdam Kanalları ile ünlü bir şehir. kanallardan bahsetmezsek olmaz.. aslında şehir adalar, bunları birbirine bağlayan köprüler vede kanallardan oluşuyor desek yalan olmaz..

CIMG1034 (704 x 528)

Kanalda gezi tekneleri ile dolaşabilirsiniz.  veya kanalların yanından köprülerden geçerek kanal çevresindeki yapıları, yüzen evleri görebilirsiniz.

CIMG1032 (704 x 528)

 

Kanallarda mavnalar üzerinde evlere rastlıyorsunuz. Oldukça ilginç bir görünüm. Hava soğuk olmasına rağmen bu evlerde oturanlar var. Hatta bazı mavnaların üzeri çim ile kaplı.. saksıda ağaçları olanlar bile var..

Kanal boyunca yer alan yüzen evlerden örnekler:

IMG_7005 (600 x 400)

 

IMG_6809 (600 x 400)

Amsterdam denilince akla ilk gelen aslında bisikletler.. Şehirde yokuş, tepe vb olmadığından en uygun ulaşım aracı bisiklet olmuş. Yüzbinlerce bisiklet var.. Nereye baksanız bir demire bağlanmış bisikletler  veya oradan oraya giden bisikletliler görünüyor. Şehirde bisikletler için ayrı yol, trafik işaretleri de yapılmış. Aslında Amsterdam da trafik namına en çok korktuğumuz bu bisikletliler oldu. Yaya geçidinde durduğunuz anda trafik zaten duruyor, araç sürücüleri yayalara karşı diğer avrupa ülkelerinde olduğu gibi son derece saygılı, ancak bu bisikletlilerin yoluna çıkarsanız hiç istiflerini bozmuyorlar, zillerini çalıp sizi tehlikeli bir biçimde yanınızdan geçiyorlar.  İlginç olan bisikletliler kavşağa geldiklerinde arka arkaya dizilip kendilerine yani bisikletlilere yönelik yapılan trafik ışığı yeşil yanınca yolun karşısına geçmeleri  ilginç bir görüntüydü.

IMG_6626

 

Amsterdam Centrale Tren istasyonundan da bahsetmezsek olmaz. Bu tren istasyonu aynı zamanda tarihi ve de etkileyici bir bina. Gar binası 1889 yılında açılmış.  Arkası liman olarak tasarlanmış. Amsterdam’a tren ile gelenlerin bu gardan çıktıktan sonra arkalarına dönüp binayı incelemelerini tavsiye ederim. Tabii ki ayrımcılık yapmak olmaz, uçak ile gelenlerde Dam meydanından sahile doğru inen yolu takip edip bu binayı görmeli 🙂

IMG_6920 (600 x 400)

Tarihi Tren Garının uzaktan görünümü:

IMG_7358 (600 x 400)

01.02.2013  tarihinde Hızlı Tren ile Amsterdam Centraleden Antwerpen Centraleye yani Amsterdam’dan Belçika’nın Anwerpen tren istasyonuna yapacağımız yolculuğumuz için tren istasyonuna saat 12:20 de vardık.   Amsterdam’dan tren hareket saati 13:19′ u olan 9352  nolu hızlı treni beklemeye başladık. Tren hareket saatlerini ve kalktığı peronu gösteren görselin önünde Paris e gidecek hızlı trene ait bilgiler belirince beklememiz sona erdi. 14 nolu perona giderek trenimizin gelmesini bekledik. Kalkışına 10 dakika kala hızlı tren geldi.

Saat 13:19’da Amsterdam Centrale’den kalkan hızlı tren ile 14:30’da Belçika’nın Antwerpen (Anwerp) tren istasyonuna ulaştı..

27 Ocak 2013-3 Şubat 2013 tarihleri arasında eşim ile birlikte gittiğim Paris, Amsterdam, Anwerpen (Anvers), Gent ve Brüksel seyahatim ile ilgili seyahat hazırlıklarımı, yaptığım harcamaların detaylarını, gezdiğim yerlerle ilgili bilgileri içeren gezi notlarımı, Gezi Hazırlıkları ve Maliyeti, Fransa-Paris,  Belçika-Brüksel, Hollanda Amsterdam bölümlerinden okuyabilirsiniz.

 

 

Hakkında: Levent Göçmen

1976 İzmir doğumlu. Doktor. İzmir'de yaşıyor.

Yorum bırak

*